Heleteli halk sairleri üzerine bir deneme
Doc. Dr. Said Öztürk
Söz Maras'tan açilinca hemen sairi, yazari,
edebiyatçisi akla gelir. Maras'in havasindan mi suyundan mi her
ne ise yazani söyleyeni bol bir sehrimiz. Sünbülzâde
Vehbi'den Necip Fazila, Nuri Pakdil'e, Cahit Zarifoglu'na ve Erdem Bayezid'e
uzanan çizgi, bu hakli söhretin mimarlarindan bir kaçini
olusturur.
Söz yaziya dökülünce onun ebedilesmesini de gerçeklestirmis
oluruz. Yukarda ki Maras'li söz ustalarinin eserlerini baki kilan
da budur. Fakat yaziya geçirilmemis, agizdan agiza intikal ederek
sifaî gelenegimiz içerisinde yer alan ve halkin içinden
gelen halk sairlerimizin, ozanlarimizin pek kiymetli eserleri ise ayni
sansa sahip degiller.
Bu makalemizde Maras cografyasi içerisinde bulunan kadim ismiyle
Helete, resmî adiyla Düzbag'dan yetisen halk sair-lerini ele
alacagiz.
Helete tarihî bir yerlesim merkezi. Bugün ise onbine yaklasan
nüfusuyla çok farkli özellikleri üzerinde tasiyan
bir Anadolu kasabasi. Tesbit ettigimiz ilk tarihi kayitlar Kanunî
dönemine tekabül ediyor. Bu dönemde Helete, çevrede
en kalabalik nüfusu barindiran bir köy olarak gözükmektedir.
Halki "Türkmen taifesinden"dir. Ancak Helete'nin tarihini
daha ileriye götürmek mümkündür. Çünkü,
Helete'nin güney batisinda tarihî Hades (Göynük)
sehri bulunuyor.
Helete sairleri, asiklari, söz ustalari bol olan bir belde. Fakat
bu güzelim eserleri günyüzüne çikaracak bir
himmet eli her nedense bugüne kadar çikmamistir. Bir edebiyatçinin
bu degerli eserleri derleyerek literatüre geçirmesi beklenirdi.
Helete'nin arastirilmasi gereken sadece bu yönü degil, pek çok
alanlarda arastirmaya imkan taniyan özellikleri ve muhtevayi bünyesinde
tasiyor. Helete, Türkiye'de Almanya'ya isçi gönderen
ilkler sirasinda yer almaktadir. Bugün Helete'de, Almanya'da bir
yakini olmayan yoktur. Hatta bazi aileler nerde ise tamami Almanya'da
bulunuyor. Bu Almanya vakasinin Helete'de gerçeklestirdigi öylesine
degisimler ve etkiler var ki bir sosyologa epeyce malzeme saglar. Bölge
içerisinde kasabanin ekonomik kalkinma yolunda katettigi mesafeler
dogrusu incelenmeye degerdir. Yine bölgede tesebbüs gücü
en yüksek bir kasaba olmasi da dikkatlerden kaçmamaktadir.
Ayni etkinligi siyasi alanda da görmek mümkündür.
Sunu söylemek sanirim mübalaga olmaz; Helete bölgede en
fazla politize olmus bir yerlesim birimidir. Siyasal duyarlilik özellikle
belediye seçimlerinde enterasan boyutlara çikmaktadir. Kisacasi
Helete üzerinde arastirma yapacaklar için zengin malzeme bahseden
bir Anadolu kasabasidir.
Bu zengin motiflere sahip sirin beldemizin asiklarindan, sairlerinden,
söz ustalarindan ve bu topraklarin dününe bugününe
gönül vermis, acisini tatlisini görmüs ve yasamis,
kimisi ebediyete intikal etmis kimisi de aramizda halen yasamakta olan
bu güzel insanlarimizin bazen aciyla, bazen hos bir sohbet ve bâki
kubbede hos bir seda olsun diye, bazen de hicivle söylediklerini
bir kalem tecrübesi olarak aktarmak istiyoruz.
Bugün Helete sinirlarini asarak ülkemiz insanina mal olmus Alli
Zeynep türkülerini hepimiz biliriz. Iste sözünü
ettigimiz bu türküler Helete'de söylenmistir. Hem Alli
Zeynep hem de Alli Zeyneb'e türkü yakan kisi Helete'lidir. Bu
iki kisinin ogullari ki-zlari torunlari el'an Helete'de yasamaktadir-lar.
Neydi bu türkülere kaynaklik eden hadise? Bu kadar içli
ve muhtevali, bu kadar yanik türküler neden söylenmis idi.
Hadise sudur; Helete'de Kurt Hasan Ahmed, Alli Zeyneb'e asiktir. Babasindan
köyde ki câri usuller çerçevesinde Alli Zeyneb'i
ister. Kizin babasi bu talebi reddeder. Babasi, kizi Alli Zeyneb'i köyde
Kartlarin Hüseyin adinda baska birisine verir. Bu kisa cümleler
yasanan ask serancâminin bir anini bile yansitmaktan uzak oldugunu
düsünüyorum. Iste meshur Alli Zeynep türküleri
bu redd-i talebin sonucu olarak dogar.
Alli Zeynep üzerine yakilan türkülerden tesbit ettigimiz
bazi kitalar söyle;
Yalangoz deresi ilicak akar
Zeynebim oturmus yollara bakar
Kart Mustafa gelmis takinti takar
Zeynebim Zeynebim Alli Zeynebim
Yedi köy içinde belli Zeynebim
Siracada gördüm sirtinda tuluk
Gözünden akiyo sâki (sanki) bir oluk
Zeynebim Zeynebim Alli Zeynebim
Yedi köy içinde belli Zeynebim
Zeynep geldi arabaya yaslandi
Çig düstü mor zilifler islandi
Suvazdan (Sivas) yukari Zeynep seslendi
Zeynebim Zeynebim Alli Zeynebim
Yedi köy içinde belli Zeynebim
Zeynebi yaylaya göçürünsene
Tiyareye koyun uçurunsene
Soguk sulardan içirinsene
Zeynebim Zeynebim Alli Zeynebim
Yedi köy içinde belli Zeynebim
Alli Zeynep üzerine yakilan daha nice dörtlükler
var. Tesbit edebildiklerimizi bile bütünüyle buraya almak
imkanimiz yoktur. Iki dörtlügünü de vererek digerlerine
geçmek istiyoruz.
Guruya da su yalan deresi
Salini salini suya gelesi
Anasi Emine de mindar ölesi
Zeynebim Zeynebim Alli Zeynebim
Yedi köy içinde belli Zeynebim
Gilicima çalmam ayni kösüre
Gusür bulmam Zeynep gimi (gibi) misira
Kör Hüttügü bir yilancik isira
Zeynebim Zeynebim Alli Zeynebim
Yedi köy içinde belli Zeynebim
Yasar Kemal'in Ince Memed adli ro-maninda ki kahramanlardan
Ince Memed de Helete'lidir. Fakat her nedense müellif olayi Çukurovada
geçmis gibi gösteriyor. Halbuki Ince Memed ve Iraz üzerine
yakilan agitlarda olayin geçtigi yerler ve Ince Memed'in Heleteli
oldugunu açiklayan misralar bu-lunmaktadir. Yasar Kemal eserine
aldigi dörtlüklerde Helete ismi geçmektedir. Türkiye'de
Helete isimli baska bir yerlesim birimi yoktur. Hadisenin Helete'den Çukurovaya
tasinmasi romanda bir mekan degisikligi isteginden dogmaktadir.
Tesbit ettigimiz kadariyla Ince Memed'in basindan geçen hadise
su sekilde cereyan et-mistir;
Ince Memed (Ince Memed'in diger adi Ufo'dur) Helete'nin kuzeyinde Nurhak'in
(mahalli söylenisi ile Mirkak) güneyinde ki yaylalara çikarak
hayvan beslemektedir. Kahramanimiz çevrenin güçlü
kisisi. Bir bakima söz kendisinden bitmektedir. Nurhaklilara salma
salmakta, istedigini yapmaktadir. Nurhaklilar Ince Memed'in taleblerini
karsilamak istemezler. Yine Ince Memed, Iraz'i Nurhaktan kaçirir.
Bu üst üste gelen olumsuz gelismeler Nurhaklilarin canini iyiden
iyiye sikmaktadir. Nihayet Ince Memed'i yok etmeye karar verirler. Ince
Memed'i kömünde katlederler. Rivayet o ki, ince Memed'in kellesini
keserek Nurhak'a götürürler. Bu olay üzerine Ince
Memed'in hanimi Iraz veya Helete'liler tarafindan agitlar yakilir. Bu
agitlardan bazi dörtlükler söyle;
Sahandan asagi koyunlu kuzu
Yildiz düsmüs gülmüyor yüzü
Ufo'nun sevdigi Nurhakli kizi
Arslan'i çakala bogduran Iraz
Helete köprüsü dardir geçilmez
Soguktur sulari bir tas içilmez
Iraz'in saçi da telden seçilmez
Neneyle neneyle Iraz neneyle
Iraz atlas giyer Eso alaca
Karsidan geliyor kanli salaca
Yetimler kaldi hüküm silaca
Neneyle neneyle Iraz neneyle
Ufo'nu dersen Nurhakli vurdu
Postalin içini al kan doldurdu
Helete Köyü'ne kirani girdi
Neneyle neneyle Iraz neneyle
Ufo'nun ölüsü Zorkun'da yatar
Gümüslü kayisin gögsüne sokar
Iraz karalari boynuna takar
Neneyle neneyle Iraz neneyle
*****
Sahana asagi ufacik izler
Gene melilesti güneyler kuzlar
Size diyom size gelinler kizlar
Neneyle neneyle Iraz neneyle
Çik üce daglara bize el eyle
Sahandan asagi Ufo'nun yurdu
Üstüne giremez bir bölük ordu
Çevirmis Nurhakli, Ufo'yu vurdu
Neneyle neneyle Iraz neneyle
Çik üce daglara bize el eyle
Mirkak dagi herkiz karin getmeye
Üstünde ela sümbül bitmeye
Ufo seni böyle edenler mirazina yetmeye
Neneyle neneyle Iraz neneyle
Çik karli daglara bize el eyle
Bir baska sairimiz, asigimiz Gazâ Ömer (Saygaz)'dir.
Basindan geçen hadiseleri tesbit imkanimiz olmadi. Asigimiz Fatma
isminde yine Heleteli bir kiza asiktir. Bakalim neler söylemis;
Gediyodum Tozluyurd'a asagi
Nazli Fatmam çarplaz(çarpraz) baglar gusagi
Girilaydi Kösali'nin usagi
Bir Fatmayi bana veremiyorlar
Alma deresi de hüdüd(hudud) arasi
Aldi beni gaslariyin arasi
Dees(deyyus) babasi hakdan bulasi
Bir Fatmayi bana veremiyorlar
Gölük toplar haymamizi dallarim
It yerine Kitir Kizi yallarim
Üç bes avrat evinize yollarim
Verirler mi vermezler mi bilmiyom
Bacim yeter avratlarin ustasi
Dayim gizi gonca güller destesi
Edem de Fatmayi bana istese
Verirler mi vermezler mi bilmiyom
Ilahi anam çanen(çenen) çekile
Güççük hayman basucuna yikila
Fatmam gele bize dikila
Verirler mi vermezler mi bilmiyom
Bir diger asigimiz Ahmet isminde bir Heleteli. Kendisi
Heleteli Güley isminde bir kiza asiktir. Bu kiz üzerine söyledigi
türküler halen radyolarda televizyonlarda sunulmaktadir.
Bir baska sairimiz Algin ismiyle Heletelilerin tanidigi kisi. Kendisi
ebediyete intikal etmis, sözü sohbeti ve hicivleri Helete'lerin
zihinlerine naksedilmistir. Bu-rada sadece bir hadise üzerine söyledigi
iki dörtlügüne yer verecegiz. Hadise söyle; Bir gün
Algin, körlenen oragini yülemesi için hâlen hayatta
olan Memis Bayram ismindeki demirciye verir.Yülenen oragini alir
komsu köy Azapliya orak biçmeye gider. Bir müddet yülenen
oragi ile bugday biçer. Fakat aksilik bu ya yülenen oragi
çabucak körleniverir. Yepyeni yülettigi oraginin bir
kaç biçimde körelmesine cani sikilan söz ustamiz
demirciye su taslamada bulunur;
Köprünün basina yapmis küresin
Sabaha kadar itler gibi üresin
Aldigin parayi doktorlara veresin
Bayram usta gibi usta görmedim.
Bu taslamaya demircinin agzindan yine kendisi cevap vermektedir;
Köprünün basina yaptim küremi
Rahat dur çekemezsin turami
Doktorlar alir bitirirse parami
Bu ziyani senden alirim o zaman
Bir baska söz ve hiciv ustamiz yine rahmetli olmus
bir Helete'lidir. Adina Sevler Mehmed derler Helete'liler. Mehmed am-canin
basindan zamanin birinde söyle bir hadise geçer;
Gönül rahatligi ile yiyecek bugdayin bu-lunmadigi dönemler.
Herhalde Ikinci Dünya Savasi yillari. Ismet Inönü'nün
ülkeye hakim oldugu dönem. Halk degil bugday, gilgil vb. tahillari
ekmektedir. Anlatildigina göre gilgil harmani bugday harmani gibi
müstakil olmazmis. Bir kaç kisi bir harman yerinde harmanini
çikarirmis. Mehmed am-camiz da gilgilini böyle bir ortak harman
yerine birakmis. Harman yerinde bulunan diger gilgil sahiplerinden Gosga
Bekir adinda baska bir Helete'li belki de muziplik olsun diye kendisinin
gilgiliyle Mehmed amcamizin gilgil yiginini birbirine karistirmis. Bu
olaya cani sikilan söz ve hiciv ustamiz bakalim neler demis;
Gilgili kesdik de harmana koyduk
Harman çalindigini yenile duyduk
Iki yük gilgili on çelik saydik
Niye vermen Gosga Bekir gilgili
Ben giderken açigi di arasi
Çagirin yanima Gosga teresi
Hey kefini o gilgilden olasi
Yetmeyip de Sevler Mehmed veresi
Küregi almis da gilgili kürür
Rezillik deyince sirtini sürür
Simdi bizim ortak Kamer de gelir
Ne deyip de vermen Gosga gilgili
Davarcilar duz ekiyor kayaya
Ne diyesin söyle rezil dayiya
Depen üstü düseydin kuyuya
Niye vermen Gosga Bekir gilgili
Cemaata varsam sözüm para etmez
Ne söylesem Gosga Bekir ar etmez
Kamer bu gilgili sana mal etmez
Ne deyip de vermen Gosga gilgili
Mehmed amca birgün yük çektigi katirin
yaptigi aksiliklere cani sikilir. Katir kaçar, katira her halde
bagli olan köpegi de katirin arkasinda sürünmekte. Bir
büyük tas alip katira atarak öfkesini yenmeye çalisir.
Fakat aksilik o ki, katirin can alici yerine degmis ve katir ölmüstür.
Köpegini de katir sürümüstür. Ölen katir
için su dörtlükleri söyler;
Bir das attim çok mu yarasi
Iki gulan arasi
Getti bugdayin parasi
Nenni doru gatir nenni
Bir das attiydim gatira
Ölüm heç gelmez hatira
Yogurt doldurun satira
Yasa gelin gomsular
Bir das vurdum öldü gatir
Gopil Hatin bilmez hatir
Size diyom gomsular
Yas yerine kömbe getir.
Mindar dere haviz idi
Gilgilimiz gaviz idi
Sari itimiz yaviz idi
Nenni sari.. nenni
Gatir kaçar it sürünür
Tozda dumanda görünür
Halimiz nice bilinir
Nenni sari... nenni.
Su asagiya aldigimiz dörtlükler de her ne kadar
söyleyeni tesbit edemedik ise de ayni sairimize ait olmasi muhtemeldir.
Köylerde hayvan besleyenler kisin bu hayvanlarin yemesi için
yaz mevsimi geldiginde yaprakli agaçlari özellikle mese agacinin
dallarini ke-serek üst üste getirirler ve bu sekilde kuru-maya
birakirlar.Buna basgi denilir. Kuru mese yapraklari kisa saklanir. Bu
sekilde sakladigi mese dallarinin (basgi) yakilmasi üzerine sairimiz
su dörtlükleri siralar;
Basgim basgilarin basi
Akittim gözüm yasi
Basgimi Solak yakmadi
Gene pis Algin'in isi
Ayni sairimiz, yine rahmetli olmus ve kasabada ki büyük
camiide yillardir hizmetkarlik yapmis Kebeli amcayi da tarhanayi çok
sevdigi için hicveder. Hicviyenin bir dörtlügü söyledir;
Eksi pekmez yokmuydu
Tahrananiz çokmuydu
Doymayasi göy Kebeli
Tahrananin dürümüne
Bir baska söz ustamiz bir Helete'li hanim. Ümmühani
adiyla bilinen bu hanim, Güççük Kurt isminde ki
kocasinin jandarmalar tarafindan vurulmasi üzerine uzun bir agit
yakar. Bu agidin bazi kitalari söyledir;
Apiskan'in kuz yüzünde
Geyik oynar düz yüzünde
Güççük Kurd'u da vurmuslar
Silahi sarpin yüzünde
Domuzdere'nin dumani
Cenderme bilmez amani
Güççük Kurdu'da vurmuslar
Ot biçimi orak zamani
At davar ot içinde
Gümüs nal pallar giçinda
Viritlar yaylaya göçer
Küççük Kurt yok içinde
Koyun gelir yata yata
Çamurlara bata bata
Güççük Kurt can veriyor
Oyumlardan tuta tuta
Kömümüzün önü arpa
Davar yemis kirpa kirpa
Güççük Kurdu'da vurmuslar
Kollarin çarpa çarpa
Günümüzde de Helete'de bu sözlü
gelenek devam etmektedir. Asiklarimiz, sairlerimiz degisik vesilelerle
gönül dünyalarini bize sermektedirler. Sözleri ya
bir hicvi, ya bir çileyi, ya bir aski terennüm eder.
Yasayan ozanlarimizdan, sairlerimizden, söz sahiplerinden biri de
Mehmet Uyan'dir. Mehmet Uyan Nüfus Müdürlügü
yapmis ve su anda emeklidir. Helete sevgisi Uyan sairimize bakalim neler
söyletmis;
Heletedir benim yurdum
Ben herseyi orda gördüm
Gönlümü köyüme verdim
Köyüme kurban olayim
Açar mezarligin gülü
Kömekoz'dan asar yolu
Tatlidir halkinin dili
Halkina kurban olayim
Daglarinda keklik öter
Yaylasinda kekik biter
Dostlar gelir katar katar
Dostuna kurban olayim
Mehmet uyan Hakka egil
Suyu akar cagil cagil
Helete'dir düzbag degil
Adina kurban olayim
Ayni ozanimiz baska bir siirinde yine köyünü
dile getirir;
Üç su üstüne kurulu
Halki kültür ile dolu
Halkin yolu Hakkin yolu
Ne güzeldir benim köyüm
Mehmet Uyan eyler feryat
Dertli ezan köye hasret
Köyümde söylenir hoyrat
Ne güzeldir benim köyüm.
Helete'li yasayan asiklarimiz, ozanlarimiz içerisinde
biri var ki O'ndan söz etmemek eksiklik olur. Yillarca milliyetçi
çizgide kalmis, bunun savunuculugunu yapmis, halen de ayni düsünce
içerisinde devam eden ozanimiz, sairimiz Ismail Alper veya daha
bilinen adiyla Çelik. Tesbitlerim arasinda hicivleri, atismalari
ve taleblerini dile getirdigi deyisleri vardir.
Bundan bir kaç yil önce Helete'ye Köy Hizmetleri'nden
bir dozer gelir. Artik nasil bir siyasi hirçinlik ise, dozer Helete'lilerin
sucu bucu demeden ihtiyaçlarini karsilamasi için kullanilmasi
gerekirken, rivayet o ki DYP-SHP koalisyonunda bu iki parti mensuplarinin
istegi dogrultusunda kullanilir. Buna içerleyen sairimiz su hicviyeyi
dile ge-tirir;
Köy Hizmetleri'nden bir dozer geldi
Düzbag halki söyle bakdi da bakdi
Ali Köküsari yanina aldi
Bu masum milleti ekdi de ekdi
Ne ögrendi acep bir sey soranlar
Menfi cevap aldi ora varanlar
Refah Partisi'ne evet duranlar
Suçlandi boynunu bükdü de bükdü
Operatör Halil devreye girdi
Her kimi gördüyse fikrini sordu
Dogruyolcu olan birini gördü
Yalçin kayalari sökdü de sökdü
Amani efendim seffaflik bu mu
Gonusan Türkiye agzinda gemi
Benim suçum ülkücülük âzâmi
Benim de içimi yakdi da yakdi
Isin yapdirmayi kesin umardi
Kosup Halil Bey'in yanina vardi
Sodep'li de ortakliga simardi
Geriden sümügün çekdi de çekdi
Alper ne desin ki böyle olana
Karnimiz pek doydu gayri yalana
Üç bes tane Dogruyolcu olana
Yesil isigin yakdi da yakdi
Asigimizin bir atismasini da kaydedelim. Yine Helete'li
Ramazan Öksüzce isminde marangozluk meslegi olan bir baska söz
ustamiz, kendisine söyle seslenir;
Seninle seksen üçte tanistik
Ne güzel de birbirimize alistik
Sohbet ettik kaynastik
Simdi ise sormaz oldun halimi
Gelirdin yaptiridin bana ahiri
Bazen ederdin bana kahiri
Ne sen ne de ben aldirmazdik kari zarari
Simdi ise sormaz oldun halimi
Motorum varken arardin beni
Terkime alirdim giderdim seni
Param olmazdi ara sira görürdün beni
Simdi ise sormaz oldun halimi
Asigimizin bu kahirli sözlere verdigi ce-vap gerçekten
manidardir;
Hem cevap olarak sarkim olurdu
Fakir insanlardan farkim olurdu
Motorum yog iken markim olurdu
Simdi bin besyüz mark borcum var benim
Islerim hep zorlukla olur
Bütün cimrilikler darlikla olur
insanlara yardim varlikla olur
Sanki kalelerde burcum var benim
Sikintilar birbirini kovalar
Bize düsman oldu düzler ovalar
Korkarim ki harap oldu yuvalar
Simdi çokça masrafim harcim var benim
Hem sazinin tellerine dokunan hem de söyleyen bir
baska asigimiz ile Ismail Alper (Çelik)in atismalarini dinleyelim.
Asik Üzgünü olarak bilinen Mehmet Ali Kutlucan her halde
sairimizi düelloya davet eder. Asik Çelik bu davete söyle
cevap verir;
Beni düelloya davet ederken
Sen kendi halinden haberin var mi
Yalpa vurarakdan yola giderken
Gittigin yolundan haberin var mi
Senin yakinin ve yiragin yokdur
Ozanlar içinde duragin yokdur
Camiz boynuzundan daragin yokdur
Basiyin kelinden haberin var mi
Iyi ozan diye kendini satma
Küçüklerle ugras büyüge çatma
Hele benimle yarisa gitme
Çeligin dilinden haberin var mi
Bakalim Asik Üzgünü ne cevap vermis, dinleyelim;
Kim söyledi seni böyle kizdirdi
Benim söyledigimden haberim yokdur
Göz verdi el verdi yazi yazdirdi
istersen sana karsi sözlerim çoktur
Ey bilirim sülaleni soyunu
Çok böyütdün o küçüçük
boyunu
Sen bilmezsin ozanlarin huyunu
Benim ugrasmiya maragim yoktur
Basimin kelini âlem görüyor
Insanin kalbini Allah biliyor
Üzgünü söyleyip hemi çaliyor
Senin öttürecek bir seyin yoktur
Söz Asik Üzgünü den açilmis
iken, Ra-mazan Öksüzce'nin de Üzgünü'ye su sözlerini
aktaralim;
Evi soguk üsünür
Kara kara düsünür
Atlar gibi esinir
Benim elimden elimden
Saçina vurmaz tarak
Düzlenmeye görmez gerek
Türkü söyler gevrek gevrek
Benim elimden elimden
Tüfegi takar dalina
Dogru gedemez yoluna
Alem acir tüm halina
Benim elimden elimden
Asik Çelik sadece böyle atismalarin adami
degil. Prof. Dr. Ahmed Akgündüz'ün kitaplarini, konusmalarini
asigimiz takdir etmektedir. Bir gün Helete'ye gelip bir konferans
vermesini arzu eder. Akgündüz hocaya bu talebini söylece
beyan eder;
Ahmet Akgündüz'e selam göndersem
Gelip halimizi sorar mi bilmem
Düzbag sohbetini arzeder dersem
Teklifim bir seye yarar mi bilmem
Gel bize iffeti hayayi anlat
Islam'a atilan mayayi anlat
Istanbul'dan Ayasofya'yi anlat
Desem kaçacak yol arar mi bilmem
Sohbetin dinleyip bir ibret alsak
Az da olsa biraz sohbete dalsak
Hem de tanismaya bir firsat bulsak
Acep faydali mi zarar mi bilmem
Ismini duyali seni severim
Yüzünü görmeye fazla everim
Ismail Alper'im Düzbag'dir yerim
Sayin hocam bizi arar mi bilmem
Helete'de dügünden önce kiza altin, bilezik
takmak vs.isler bir merasim ile yapilir ve buna takinti takmak denir.
Dügünden sonra da gelinin duvagi olur. Bu her iki merasimin
icrasi için bu isleri kasabada yapan belli bir kaç kisiden
birine görev verilerek daha çok tanidiklardan, komsulardan
baslamak üzere herkese haber verilir. Görevli kisi yarin filanin,
filanlarin takintisina veya duvagina diye kapiya gelir biraz da yüksek
sesle bu görevini yerine getirir. Iste bu haber verme islerini deruhde
edenler içerisinde Hindali ve Hayta adiyla bi-linen kisilerden
söz edelim. Hindali hem bu isleri yapar, hem de sairligini icra eder
zaman zaman. Haytaya göre daha kidemli de sayilir. Bir gün sairimiz
Ramazan Öksüzce Hindali ile karsilasir, sorusunu su dörtlük
ile sorar;
Gezemiyon mu belinden
Sairligi de aldi Çelik elinden
Izin mi alamiyon nazli gülünden
Dakinti duvak demiyon gayri
Bakalim cevap ne olmus;
Akibete yalan kattin
Hasta oldum da yattim
Ben zengin oldum gayri
Onu Haytaya sattim.
Bir baga, bostana girerseniz orada gül-leri, çiçekleri,
binbir çesit güzellikleri görürsünüz.
Helete iste öyle bir bostan, bir sadabâd'dir. Süphesiz
her bahçenin dikenleri de olur. Ama Helete çiçekleri,
gülleri çok olan bir bahçe, bir cinândir. Bu
bahçeden size gül dermeye çalisiyorum. Sümen isminde
bir genç sairimiz uzunca yazdigi An-nem adli güzelim siirinden
bazi dörtlüklerinde söyle sesleniyor;
Babam tek öküzle ekin ekerdi
Çarik bagi sikintisi çekerdi
Abam yirtilinca boyun bükerdi
Bu cefaya ortak idin sen Annem
Bahar bag budami gelirken hele
Paslanmistir dahra, yag yok bilaye
Kara geçi meler iken oglaga
Ümidini ona baglar idin Annem
Giyiminde düsünürdün hicabi
Hak emrine uygun yürürdün Annem
Hakkin emri insanligin icabi
Sanki mahser günün görürdün Annem
Genç kusaklardan Hüseyin Öksüzce
fakir bir ailenin çocugu olarak dünyaya gelir. Ilk ve ortaokulu
Helete'de bitirir. Yatili imtihanlarina girer, kader kendisine tebessüm
etmekte. Istanbul Kabatas Lisesisini kazanir. Bu basariyla verilen imtihan
Hüseyin'in Istanbul hayatinin da baslamasi demek oluyordu. Iyi bir
lise egitiminden sonra belki de iyi bir de fakülte kazanacak, istikbalini
kura-cakti. Fakat O'nu yarinlara tasiyacak olan bu yoldan alikoyan bir
dert ile hemdert olacakti Hüseyin. Derdin çaresi ne doktor
ne de ilaç degildi Hüseyin için. O'nun derdine tek
çare vuslat idi. Bu vuslat gerçeklesti mi bilemiyoruz ama,
bu vuslat askiyla dopdolu olarak söyledigi epeyce misralari, kitalari
var Hüseyin'in. Ömrünü nerede tükettigini su
misralarda dile getirir;
Bir gönül tasidim mutluluk dolu
Sevgiyle yasadim bir ömür boyu
Dilimden düsmedi çok sevdim O'nu
Sevda yollarinda tükendi ömrüm.
Sendeledim düstüm sevda yolunda
Yillarca yas döktüm O'nun ugrunda
Sevdigime pisman oldum sonunda
Kaderin zincirinde esir gibiyim
"Degil mi" adli siirinden bir kitasi söyle;
Dua oldun dilimde
Ümid oldun kalbimde
Yasadim hep seninle
Biliyorsun degil mi
"Düsün" adli siirinde de;
Dostlarindan selami sabahi kesme
Bir tek dosta muhtaç olani düsün
Terkedildim diye hayata küsme
Ömür boyu yalniz kalani düsün
Senin ki dert degil, dert görmemissin
Nisan takmamis, söz vermemissin
Söylesene kuzum sen ne kaybetmissin
Çikmazlara düsüp, kalani düsün
Hüseyin bunlari bosuna yazmaz
Insan düser kalkar, kadere kizmaz
Üzülmeye degmez, hiç belli olmaz
Sabirsa selamet bulani düsün
Bir baska sairimiz Emin Kiyik. Su anda bir kamu görevlisi.
Kiyik sairimizin de oldukça kabarik siir dosyasi var. Bazilari
bir kalem tecrübesi niteliginde. Bir kisminda si-irin o ince sesini
yakalayarak sessiz, sedasiz dünyasini aktarmaktadir .
"Tomurcuk Gül" adli siirinde Allah'in sanat eserleri karsisinda
hayranligini dile ge-tirir. Bir kitasi söyle;
Toprak ile sudan gida verdinde
Gözümle rengini sükür gördümde
Benim Türkiyemde ana yurdumda
Burçak burçak kokar senin güllerin
"Gönül Istegi" adli siirindeki bir
dörtlügü söyle;
Çatinin altinda üzüm sallanir
Çig köftesi aci aci ballanir
Çay tepsisi yavas yavas dillenir
Emin bir kaçak çay istiyor gönlüm
Bir bina yaptirdim bahçeli bagli
Içine getirdim bir suna boylu
Ahlak bozuk degil çok temiz huylu
Öyle bir güzeli istiyor gönlüm
Sairimizin Maras üzerine yazdigi siirinin bir kitasi
Baklavasi bal oluyor
Yemeyenler lal oluyor
Maras'i gidip gezmeli
Görmeyenler kör oluyor
Kiyik sairimizin hicviyeleri de bulun-maktadir. Ali isminde
ki bir arkadasi için yazdigi siirinden iki kitasini aktaralim;
Odaniza giremezdik
Biz hiç bir sey alamazdik
Sizin kadar olamazdik
Zabitasin simdi Ali
Kahve açtin yapamadin
Bina yaptin satamadin
Için sizlar yatamadin
Zabitasin simdi Ali
Yusuf isminde ki bir arkadasina veya akrabasi için
yazdigi hicviyede de
Dayi yigen çalisirdi
Beraberce dolasirdi
Ortaklasa bir dükkan açti
Bir bavula dayi yigen
Geçen yillarda vukuubulan bir kazada ve-fat eden
Heleteli dört kisi için yazdigi si-irinden bir kita;
Ibrahim'dim göremezdim
Böylesini bilemezdim
Kaderim böyle yazilmis
Buna çare bulamazdim
Bu satirlarin yazildigi günlerde baska bir Helete'li
gencin bir Ingiliz kiziyla; askla baslayip evlilikle biten, fakat medyanin
serazat tavriyla günlerdir gündemi olusturan hikayesi ulusal
sinirlari çoktan asti. Daha önceki asiklarimizin, sairlerimizin
hayat hikayeleri, asklari ve bu ugurda söyledikleri, bir ikisi hariç
daha dar sinirlarda kalirken Helete'li Musa ile Ingiliz Sarah'inki daha
genis boyutlara ulasti. Ince Memed, Alli Zeynep, Güley ve zincirin
diger halkasini olusturan Leyla ve Mecnunlarimiza Musa ile Sarah da eklendi.
Ümid ederiz Musa - Sarah çifti sevginin bedelini kelepçe
ve zindan ile ödemezler (Bu deneme yazildigi siralarda Musa tutuklanarak
ceza evine konulmus ve yargilanmak üzereydi. Sonra bilindigi üzere
berat etmisti). Bireyin özgürlük alanini genisletme ugruna
onca çabalar sarfeden modern devlet anlayisinin, örf, adet
ve dinin mesru saydigi bir evliligi yapan bu çiftimizin en temel
haklarini kisitlama yoluna giderek müdaheleci tavrini sergilemesini
anlamak gerçekten güçtür. Görünen o
ki Helete'li Musa ile Ingiliz Sarah'in asklari daha çok konusulacak,
kim bilir kaç romancinin romanina malzeme ya da film sirketlerinin
stüdyolarina konuk olacaktir?
Buraya hepsini alamadigimiz daha çok sayida sairin, ozanin ve söz
ustalarinin oldugunu belirtelim. Bunlarin kimileri ebediyete intikal etmis,
deyisleri sifai olarak aktarilmakta, kimisi halen hayattadir. Gerek yukarida
adlarini andigimiz gerekse anamadigimiz sairlerimizin, asiklarimizin bu
güzide eserlerini yarin ki nesle intikal ettirmenin gerekliligi süphesizdir.
Hem bu eserler zayi olmaktan korunur, hem de bu eserlere imza atan gönül
erleri unutulmamis olur. Ümid ediyoruz ki bir himmet eli uzanir da
Heleteli bu canlarin yazdiklari, söyledikleri biribirinden mutena
eserleri bir Heleteli Halk Sairleri Antolojisi 'nin kapaklari arasina
aliverir. Bu hos sedalari baki kubbenin altinda bir yere yerlestiriverir.
"Hüsn olur kim, seyrederken ihtiyar elden gider"
basa git | geri
git |